• Ceren Kocaoğullar

Kötü Ekonominin İstanbul'da Caz Sahnesine Pozitif (?) Etkileri

Updated: Aug 25, 2019

cazgır blog yazılarımızın ilkini yazarken başlıktan bağımsız, işin benim için özü ve “İstanbul’da Durum Nedir?” ana başlığı ile alakalı bir girizgah yapmak isterim.


Üniversiteye başlayıp İstanbul’a taşınana dek caz müziği paylaşabileceğim ya da üzerine sohbet edebileceğim kimse yoktu. Bu dönemimi İstanbul’da olan biteni hayranlıkla uzaktan takip ederek geçirdim. Hem büyüleyici, hem de biraz iç acıtıcı gözüken bu uzak hikaye benim için yakına döneceği zaman hiçbir şeyi kaçırmamış olduğumdan emin olmak için gözüme ne iliştiyse okumaya, elim neye eriştiyse dinlemeye çalıştım. Bu uzak hikayenin kahramanları benim için sesleri durdur başlat yapılabilen ve kim bilir nerelerde yaşayan birer karakter olmaktan çıkıp da ellerini sıkıp sohbet edebildiğim gerçek birer insana dönüşünce İstanbul caz sahnesinin düşündüğümden daha büyüleyici, ve aynı zamanda daha iç acıtıcı olduğunu öğrendim. Ve tıpkı durduğumuz yerden bakınca uzayda her saniye onlarca kilometre yer değiştirdiğimizin farkında olmamamız gibi, bu hengamenin içinde bulunan cazseverlerin pek çoğunun birçok şeyi fark etmiyor, ya da üzerlerine düşünüp konuşmuyor olduğunu fark ettim. Yiğit ile sürekli memlekette olan biteni fark etmeye, düşünmeye ve konuşmaya çalışıyor olduğumuz için bu konuda bir başlık açmak aklımıza gelen ilk blog fikri oldu.


Hayli açıklayıcı ve yaratıcılıktan uzak “İstanbul’da Durum Nedir?” başlığı böylece hayat buldu. Uzun girizgahım göz korkutsa da kendi adıma bu başlıkta ve gelecek tüm blog yazılarımda niyetim uzun denemeler yazmak değil. Bunun için ne yeterli tecrübem var, ne de sizi yormak gibi bir niyetim. Ömrümün son beşte birinde bu şehirde yaşayıp İstanbul caz sahnesini yakından gözlemleme imkanı buldum. Yalnızca naçizane fikirlerimi kayda geçirmek isterim. Daha fazla uzatmadan izninizle kurdeleyi kesip lafa giriyorum.


Ekonomimizin durumunu hatırlatıp canınızı sıkmak istemezdim, ama bu durum bazı yönlerden İstanbul caz sahnesini ve kültürünü olumlu etkilemiş olabilir. Durumu İstanbullu sanatçılar ve dinleyiciler açısından yüzeysel biçimde ele alırsak İstanbul caz sahnesinin en azından hayatın diğer alanlarına kıyasla daha az hasar aldığını, hatta bazı konularda olumlu etkilendiğini söylemek yanlış olmaz sanıyorum. Sanatçı yönünden baktığımızda paramız değersizleştikçe memleketli sanatçılar değerlendi. Bütçeye uygun programlar yapma denklemindeki katsayıları artıyor. Yıllardır üzerine konuşulan Türk müzisyenlerin büyük organizasyonlarda göz ardı edilmesi sıkıntısı bir nebze de olsa hafifledi. Hatta bu tür organizasyonlarda piyasanın büyük isimlerinin yanında genç isimler de yer bulmaya başladı.


Çünkü sizin de bildiğiniz üzere dünyada bir Türk müzisyenden daha uygun ücretli bir müzisyen varsa, o da genç bir Türk müzisyendir.

Durumu bir de dinleyici açısından ele alalım. Hayatın pahalanma hızına canlı müzik dinlemek ayak uydurmadı.

2015 yılının Kasım ayında CRR’da gerçekleşen Snarky Puppy konserinde 1. kategori bir bileti 61 kilo patates fiyatına alabiliyorduk. Aynı grubun yarınki konserini ise aynı kategoride dinlemek sadece 44 kilo patates fiyatına geliyor!

Bunun iki iyi yanı var: biletinizi almak için yanınızda eskisi kadar çok patates taşımanıza gerek yok, ve canlı müzik dinlemekten vazgeçmek için diğer pek çok lükse kıyasla daha az sebebiniz var. Gıdım gıdım artan gelirlerimize oranladığımızda göreceli olarak yükü fazla artmayan caz konserleri, vazgeçilebilir keyfi aktiviteler listesinde üstü çizilecek ilk maddelerden değil gibi gözüküyor. Mesela bir öğrenci olarak ben, yiyip giyinip barınıp aynı zamanda aynı sıklıkta konsere gitmeye devam edebiliyorum.


Peki bu durumlar gerçekten olumlu mu? Türk müzisyenleri daha çok dinleyebiliyor olmamız kalıcı bir yaklaşım değişikliği mi, geçici bir ekonomik zorunluluk mu? İstanbullu caz dinleyici kitlesi gerçekten ekonomik durumdan fazla etkilenmiyor mu, yoksa o insanlar önceki insanlar değil ve kitle değişip dönüşüyor mü? Düşünelim, konuşalım, beraber cevap arayalım. Yazılarımıza bu depresif konudan güzellik çıkarmaya çalışarak başlamamızı fazla naif bulduysanız büyük ihtimalle haklısınız. Bu satırları okuyup heyecanımıza ortak olan herkese teşekkür ederiz. Nasıl heyecanlıyız ve komik bir şekilde gururluyuz tarif edemem.

©2019 by radyo cazgır